« Önceki |

26/6/2009

Zamansız...

Zor günler geçiriyorum aslında bugünlerde, aslında hakkını yememek şükretmemekte yanlış olur zamana. Daha sıkıntılı günleride geçirtti bana. Kendimi yoranın üzenin, sıkanın ben olduğumu fark ediyorum aslında. Çok uraşıyorum zamanla, kişilerle, fikirlerle koltuga yaslanıp gökyüzüne saatlerce bakmayalı epey zaman oldu, yada bir deniz kıyısında gün batımını hiç bişeyi düşünmeden izleyeli. Zamansızlığı unuttum aslında, halbuki ne kadar güzel becerirdim bunu ben saatlerce hatta günlerce zamansız yaşayıp umutları hayalleri olanları olmayanları hatta olamayanları olamayacakları düşünmeden... Geçmişe dönmeden yarına bakmadan.

Ömürde bi kere yaşanabilicek şu zamanların bile tadını çıkarmaya bile halsiz olmuşum, gülmeyi, sevinmeyi bile amaan halim yok sonra diyorum. Sonracı olmuşum iyice bu sonra ne zamansa artık onuda bilmeden...

Devirmişim cümleleri iyice aynı bu yazı gibi düz birşeyim kalmamış cümleler bile devrik olmuş bakmışım. Yarım kalmış herşey, hatta bazıları çeyrek. Üzmüşüm,üzülmüşüm doğrularım için...

Bıkmışım... Bugün düşündümde bu bloguda kapatıcam artık, amacından saptı birazzz hem kendime verdiğim sözüde tutamadım yazmayada ara vericem uzun bir süre...

Kendi kendime kalıcam biraz... Hiç kimseyi istemiyorum hayatımda sessiz sakin sadece ben ... Bi kahve koycam bir bana birde kendime başbaşa oturcaz sonra, gel şuraya genç adam dicem sonra düşüncem ... Bu sefer zamansız olcak aynı eskisi gibi, yormadan hayatımda hiç kimseyi takmadan iyi veya kötü şekilde...

Herkes Kendine İyi baksın bakalım... Uzun zaman bişeyler yazmayacağım bu yazının sonunda size çok sevdiğim ve şu an ki ruh halimi büyük oranda anlatan müfide insellein şarkı sözleriyle bitirmek istedim...

pek iyi değilim bu günlerde
şarap çare olmadı
yok yemeğe gelemem sizlerle
karnım hiç acıkmadı
pek iyi değilim bu günlerde
serde huzur kalmadı
ısrar etmeyin gelemem sizlerle
ikramiye çıkmadı

fasulyeden sevildim hep
oynadım fasulyeden
zararım külliyen mi yoksa
külliyen mi bünyeden

azad edin beni dostlar
yittim,yittim,gittim.
belki bir gün dönerim aranıza
ben şimdilik bittim...

Cem Horozoğlu
26 Haziran 2009
15:52

20/6/2009

Belki Boşluk, Belki de son veya sonsuzluk...




Yeniden merhaba, uzun zamandır bişeyler yazamıyorum. Fırsat bulamıyorum buluncada bi bahanem oluyor her zaman yada bilmem ki bişeyler uyduruyorum. Belkide kafamda dolaşan cümlelerle yüzleşmekten korkuyorum. İlginç böyle bir endişem ve korkum hiç olmamıştı. Yeni yeni huylar çıkarmakta üstüme yok aslında. Beklenen zaman geldi... Artık mezunum... Ne kadar basit 2 kelimeden oluşan bi cümle için 4 sene koca 4 sene geçti. Peki neden böyle hissediyorum. Belkide zirvenin sonun verdiği boşluğu yaşıyorum. Ya da kalbi uzun vadeye yatırdım sözlerimi unuttum ona yanıyorum. Ne çok şeyi beklemeye alıyoruz hayatta sanki çok uzun zamanımız varmış gibi. Sonra düşünürüm, sonra yaparım, sonra severim, sonra konuşurum hep sonra...
Ve o sonralarda hiç bir zaman gelmez ne yazıkki ucu açık bir çek gibi 1ytl de yazabilirsin 10.000 milyon dolarda tamamen paha biçilmez veya bir o kdaar kıymetsiz. Peki nereye gidiyorum, aslında nereye gidiyoruz. Plansız yaşamak lazım bazen diyoruz, takmican kafaya bişeyi eywallah anlıyorum, iiyi güzel hoş da peki plansızlığın içinde atalete de bürünmüyormuyuz. Bu durumu yenmeyince de gene hüsranla dolmuyormuyuz. Zaman o kadar az ki geçmeyecek sandığın sancılı günler veya tadından sarhoş olduğun güzel anlar bir rüya okuyor. Ya tadı damağında kalıyor, yada anlamını yitiriyor. Gerçek bu mu acaba??? Herşey birer oyun sadece rolünü oyna ve git, kalıcılık esaslık yok mu hayatta??? Kalıcı mutluluk, kalıcı dostluk, kalıcı aşk her şey hep kısa vadedemi güzel. Hiç geçemeyecegini sandığım bir 4 yılı geride bıraktım. Çok mu güzel aktı zaman? Bunu demem hiç doğru olmaz. Peki çekilmezmiydi? Bunu demem ise büyük haksızlık olur güzel zmaan geçirdiğim arkadaşlarıma, dostlarıma,aşklarıma, hatta dost saydıklarıma... Tek söyleyebilecegim normaldi... Sadece normal, sadece doymak için yemek yemek gibi zeytinyağlı barbunya plaki gibi limonu az gelmiş bazen ise tuzu çok kaçmış. Ya da bir tekila tuzu tam kıvamında limonu eksik yada mevsiminde değil olgunlaşmamış tadı pek olmayan bir limon.

Şimdi bir boşluktayım. Haa diyeceksiniz ne var bunda hepimiz mezun olduk, ve kendimizi hayatın ortasında bulduk.... Bu ruh halimin bunlarla hiç iligis yok iş güç hepsi var tek sözüme bakar ama bunlar değil asıl sorun. Her zaman ki gibi beni en çok eksikler yaşanmamışlar yaralıyor yine neden hep geçmişte ki aklım ruhum, Çok mu eksik var zararda mı kapattın siftah etmedi mi dükkan yoo, ancak kendini geçindirdi kendi yağında kavruldu tabir-i caizse. Bu boşluk daha çok aklımın doluluğundan oluşan bir boşluk. Uykular dinlendirmiyor, aklın yorgunluguna bedenimde artık tepki veriyor. Hem geçmişle, hem gelecekle boğuşurken  çok zor oluyor şu an yaşamak. Gün doğuyor ve batıyor, arada bişeyler yapılıyor bi kitap bi kahve bi dost sohbeti falan filan... Neden bu kadar halsizim neden bu kadar atalet içindeyim? Pek anlıyamıyorum aslında. Pişmanlık mı??? bilmem belki ... Olsaydı yı keşkelere yeğlerim genelde daha pozitif ve doğru bir mantık. Olsaydılar var hayatımda elbet ama adı üstünde olsaydı... Olurdu... Fazla da düşünmüyorum. Gelecekten mi korkuyorum? Belkide neden olmasın. Kendimleydim bunca yıl çevremde beni düşünen seven insanlar olsada gene büyük yükler hep benim omzumdaydı, pek el atan olmadı açıkcası... Neden korkayım gene yüklenirim sorunları, sorumlulukları aslında hayatı... Ama halsizim, yorğunum, tadsız ve keyifsizim birazda isyankar değilim, umutsuz mu belki hımm aslında o da değil... Kendime verdiğim sözlerle meşgul kafam, hataları düzeltmek, daha çok eğilmeden, çok da dik durup kafamı çarpmadan yükseklere ayakta kalmak.

Ataletime bir son bulunacak elbet, biticek bi şekilde iki yıldır bilen bilir çok agır bir depresyon çok uzun süre mutsuz olamıyorum artık. Nazlıcım söylemişti kendin için en çok birgün başkası için en çok bir saat üzülceksin diye... Gerçekten de öyle tarif edebilirim aslında bu iki yıl ki ruh halimi. Şimdi üstümde yogun bir yorgunluk, bişey istiyorum ama bende bilmiyorum yeni doğan bebekler gibi ağlıyorum ne süt istiyorum nede gazım var, ilgimi istiyorum yoo...

Kendimle savaşıyorum. Aslında savaştım, savaş sonrası sessizliği ve yıkılan dökülen yerleri yeniden düzenlemek ve yeni bir ülke kurmak üstüyorum. Ütopyamda yaşamak ve düzeni mi kurmak istiyorum. Bunların hepsinin farkındayım biliyorum... Geçmişimdeki beni ve kişileri sorgulayıp deneyimleri göz önüne alarak mülakata tutmak ve iş başvurusu gibi herkesi uygun pozisyona yerleştirmek istiyorum. Aslında biraz kontrol etmeyi, birazcıkda edilmeyi istiyorum...

Aman bende ne çok şey istiyorum... Şimdilik bu kdar yazı yazmak da yordu beniii
Bir an önce yeni bir devinime girmek, metamorfozomu tamalayıp pupamdan çıkmak istiyorum...


CEM HOROZOĞLU
20 Haziran 2009
15:33

8/5/2009

Ben istemezmiydim hiç...







Ben istemezmiydim hiç

Yarını düşünmeden yaşamayı

Hiç istemezmiydim yüksüz yersiz zamansız olmayı

 

Ben istemezmiydim hiç

Güneşin doğdugu zamanki gibi aydınlık  olmayı

Yada kar yağmadan önceki ılık rüzgarda olmayı

Hiç istemezmiydim 4 mevsimi bir arada yaşamayı

 

Ben istemezmiydim hiç

Şeffaf olmayı giz yük sır taşımamayı

Yada bir kardelen gibi karanlıkta ışıgı çıkmayı

Mevsimi gelince çiçek açıp zamanı gelince vedamı edip ayrılmayı

 

Ben istemezmiydim hiç

Seni bulmayı

Gözlerindeki ışıkla içimi ısıtmayı

Her güne yeni bir umutla tazelenip doğmayı

 

Ben istemezmiydim hiç

Sevdiklerimle sonsuzluğa uzanmayı

Bu çemberde sıcak sıcak mayhoş uyumayı

 

Ben istemezmiydim hiç

Bir kadeh şarabındaki üzüm olmayı

Hasat zamanı özümü güzelliğe dönüştürmeyi

Ben isterdim ütopik dünyamda yaşamayı

Kabugumu kırmadan önceye dönmeyi

Sessiz sakin huzur ile bir çocuksu gülümsemeyle dolmayı

 

Cem Horozoğlu

08 Mayıs 2009

18 45

 

8/5/2009

UMUT




Umut düştü toprağa

Direndi baharı bekledi ve kök saldı

Tüm gücüyle ayaklandı göklere uzattı başını

Korkusuzca düşünmeden bir anda

 



Ve eymedi başını asla hiç bir engele

Karanlıkta ve aydınlıkta dimdik durdu

Duruyor görünürken durmadı yerinde

Döndü içine tüm gücüyle doğurdu yenilerini

Saçtı rüzgarlarla tüm tohumlarını pervasızca

 

Zamanı bilmedi tanımadı inanmadı

Gelmişine geçmişine aldırmadan

Endişesi yoktu hiç

Umut tohumları yerini bulucak

Yine yeniden ve yeni yeniden saracaktı yürekleri...

 

Cem Horozoğlu

8 Mayıs 2009-05-08

Saat 18 34

 

23/4/2009

Kıssadan hisse...

Uzun bir aradan sonra merhaba pek içimden birşeyler yazmak gelmiyordu açıkcası uzun zamadır. Yürek döküntüleride nedense tek tük kafiye şeklinde geliyordu aklıma bölük pörçük.

Akıp gitmiyordu yazılar akıp giden zaman gibi...

 

Baharın iyice kendini belli etmeye başladı kendini doga yeni bir devinime girmeye başlarken insalarıda ikiye ayrıdı baharın coşkusunu yaşayanlar ve klasik bahar depresyonuna girenler diye... Şükür ki kronik melankolikliğim bu depresyondan korudu beni birde melankoliklik kötü derler...

 

Bu bahar son ögrenci oldugum bahar bir düşündümde hem çok uzun hemde çok kısa olan 15 yıl öğrencilik hayatı burada son buluyor sanki artık son bulan tek öğrencilik değilde alışkanlıkların bagımlılıkların hepsi... Vize final koşuşturması dışında aaa tabi unutmamak lazım birde hayaller zamanın hayelleri ne kadar sömürgdügünü bir kere daha görüyorum.

 

Hayaller gençken anılar olgun ve yaşlıyken beslermiş insanı çok doğru hayal kurmaya bile üşeniyor insan yeri geliyor. Sanki biraz daha matematiksel oluyor hayat daha sistemli daha donuk...

 

Düşünüyorumda nerden nereye neler hayal edildi neler geçti elimize günahında almamak lazım aslında hayatın kesenin ağzını açarak oluk oluk verdi. Bazense cimri bir şekilde oyaladı damla damla akıttı havuzumuza.

 

Herşeye ragmen güzeldi herşey...

Fazla düşünmemek lazım aslında fazla kıyaslamamak

Gelecek günler ne getirir bilmem ama

Geçen günler kimilerini aldı götürdü bazen gönülden bazense bu dünyadan

Geçen günler kiminin konumunu degiştirdi hayatımızda

Geçmiş günler bazen iliğimizi kemiğimizi sömürdü bazense sarhoş etti mutluluktan

Acıda dersler verdi bazen dur dedi...

Aslında hatırlattı yüz yıllardır bilinnen gerçegi

Değişim kaçınılmazdır...

Önemli olan değişimin degişik olmasından yana hayat kalitesini bir üst seviyeye taşımasıdır...

 

Geçmişim gelecegimin iz düşümü...

 

Artık daha güçlü daha dik daha yorgun daha mantıklı

Daha adaletli daha çok alıcı daha az verici

Daha merhametli bir o kadar da katı

 

Hepinize teşekkürler yıllardır hayatıma giren, çıkan, kalan, bazende sınıfta kalan dahada piştim sayenizde...

(Biraz fazla oldu ama bronzlukda bana yakışıo :D)
 

Cem Horozoğlu

23 Nisan 2009 23:52

 

 

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı